SIĞIR VEBASI

admin

Sığır vebası (Rinderpest, Malkıran ya da Çor), viral bir sığır hastalığı. Son derece ölümcül ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hayvanlarda sindirim kanalı mukozasında şiddetli ülseratif ve hemorajik lezyonlarla karakterizedir.

Hastalık genel durgunluk, bitkinlik, halsizlik, iştahsızlık, yüksek ateş, gözyaşı, burun akıntısı ve salya akıntısı gibi belirtilerle birden ortaya çıkar. 3 gün içinde bütün sindirim kanalında şiddetli nekrotik ve ülserli yangı şekillenir. 4. günde başlayan çok şiddetli ishal sonucu hayvan birkaç gün içinde ölüme sürüklenir. Ahırdaki hayvanların tümü hastalanır ve hemen hemen hepsi öldüğü için sığırların en öldürücü ve en bulaşıcı hastalığıdır. 8 Ağustos 2011’de Birleşmiş Milletler’de yapılan törende insanlardaki çiçek hastalığından sonra bu hastalığın dünyadan silinen ikinci hastalık olduğu ilan edilmiştir.

 

Hastalık etkeni Paramyxoviridae familyasına ait Morbillivirus suşlarıdır. RNA’ya sahip, zarsız virustur. Etken, küçük ruminant vebası, köpek gençlik hastalığı ve insanların kızamık virusu ile yakından antijenik ve morfolojik özellik gösterir. Dış çevre şartlarına dayanıksızdır.

 

Sığır vebası yaklaşık 4. yüzyıldan beri bilinen en eski vebalardan biridir. Bununla birlikte hastalık, 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da yayılmış ve 1762 yılında da Fransa’da ve daha sonra diğer Avrupa ülkelerinde ilk Veteriner okullarının kurulmasına sebep olmuştur. Türkiye’de I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında yaygın seyreden sığır vebası’nın eradikasyonundan yaklaşık 37 yıl sonra 1969’da Van ilinde görülmüş ve son olarak da 1991 yılında tespit edilerek kısa sürede kontrol altına alınmıştır. Etken her yaşta sığırı etkiler ve akut seyreder. Oldukça yüksek bir mortaliteye sahiptir. Yaklaşık %95-100 oranında ölümcüldür. Sığır ve mandalar hastalığa en duyarlı türler olarak bilinir.

Sığır vebası insan sağlığı ile doğrudan ilgili bir hastalık değildir. İnsan, diğer çiftlik hayvanları ve ev hayvanlarına bulaşmaz. Hastalık Türkiye’de eradike edilmiştir.

 

Etkenlerin solunum yoluyla alındığı kabul edilmektedir. Bulaşık yiyecek, içecek yoluyla bulaştığı kesindir. Alınan etkenler yumuşak damaktaki lenf foliküllerine yerleşir. 10-15 günlük inkubasyon süresi vardır. Bunu 2-3 günlük viremi takip eder. Viremi döneminde klinik olarak ateş belirgindir. Ateşi izleyen süreçte bağısaklardaki aşırı villus yıkımına bağlı şiddetli bir diyare (ishal) şekillenir. Virus daha sonra vücuttaki tüm lenf yumrularına dağılır. Kemik iliği, üst solunum yolları ve sindirim mukozasında hızla üremeye başlar. Etkenin ürediği bölgelerdeki lezyonlar nekrotik tiptedir.

 

Hayvanlarda ağız mukozasında özellikle üst ve alt damak ile diş etlerinde ülseratif/nekrotik karakterde lezyonlar vardır. İştah ciddi derecede kaybolmuştur. Yaygın bir stomatitis ve buna bağlı salya artışı görülür. Lezyonlar ağız mukozasında sınırlı kalmayarak özofagus ve midelere sirayat eder. Diğer belirgin bulgular hemorajik abomazitis, hemorajik enteritis ve kalın bağırsak mukozasında yangısal hücre infiltrasyonlarına bağlı bağırsak kıvrımlarında kalınlaşma (Zebroid görünüm) ve nekrotik tonsillitis vardır

Next Post

YONCA YETİŞTİRİCİLİĞİ

YONCA YETİŞTİRİCİLİĞİ Çok yıllık bir yem bitkisi olan yonca, iyi besleme özelliği ve yüksek veriminden dolayı yem bitkilerinin kraliçesi olarak adlandırılır. Yonca otu diğer yem bitkilerine oranla protein, vitamin ve mineral maddece zengindir. Değerli bir yem bitkisi olan yoncadan ot, silo yemi, pelet yem, yonca unu, yer örtüsü (erozyona karşı) […]